Cennet Fm

Şabanı Şerif Ayının On Beşinci Günündeki Oruçla İlgili Hadis

Paylaş
 

Şabanı Şerif Ayının On Beşinci Günündeki Oruçla İlgili Hadis:

İbn Mâce şöyle demiştir: “Bize Haşan bin Ali el-Hallâl bildirmiştir.’ (O dedi ki:) ‘Bize Abdur- rezzâk bildirmiştir.’ (O da dedi ki:) ‘Bize İbnu Ebî Sebra haber vermiştir.’ Ona İbrahim bin Mu- hammed’den, ona da Muaviye bin Abdullah bin Cafer’den, ona da babasından, ona da Ali bin Ebû Tâlib’den (RadtyallahuAnh) şöyle dediği aktarılmıştır: ‘Rasûlullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ‘Şaban-ı Şerif ayının on beşinci gecesi geldiğin­de gecesinde ibâdete kalkınız, gündüzünde de (on beşinci günü) oruç tutunuz. Çünkü o gece güneş batınca Allah Teâlâ (keyfiyeti bizce meçhul bir ni­telikte) Dünya’ya en yakın göğe inerek, (o andan) sabah vaktine kadar şöyle buyurur: ‘Benden mağ­firet dileyen yok mu, ona mağfiret edeyim? Ben­den rızık isteyen yok mu, onu (Herhangi bir derde) düçar olan yok mu, onu (o sı­kıntıdan) kurtarayım. Şöyle olan yok mu? Böyle olan yok mu?’n

Alimlerin Bu Hadisin Hükmüne İlişkin Görüşleri:

İbnul-Cevzî: “Bu hadis sahih2 değildir.” demiş­tir.3 Zeynuddîn el-Irâkî de bu hadisin isnadının za­yıf olduğunu belirtmiştir.4 Bedruddîn el-Aynî der ki: “Bu hadisin isnadı zayıftır. Senette geçen İbn Ebî Sebra: Ebubekir bin Abdullah bin Muhammed bin Ebû Sebra’dır ki bu zat Medine müftülüğü ve Bağ­dat kadılığı görevlerini yapmış olmasına rağmen hadis rivayetinde zayıf olan raviler kategorisinde ele alınmaktadır. İbrahim bin Muhammed ise: İbn Ebî Yahya denilen kişidir ki bu da cumhûr-u ule­maya göre zayıf bir ravidir.”5 Şihâbuddîn el-Bûsîrî ise şöyle demektedir: “Bu, içinde İbn Ebî Sebra’nm olduğu bir isnattır. Ahmed bin Hanbel ve Yahya bin Me’în bu zatın hadis uydurduğunu ileri sür­müşlerdir.”6 Nitekim Abdülhayy el-Leknevî de bu hadisi, uydurma hadisler içinde ele almıştır.7 Mübarekfûrî de bu hadisin isnadıyla ilgili şöyle bir açıklama yapmıştır: “Bu hadisin isnadında Ebube­kir bin Abdullah bin Muhammed bin Ebû Sebra el-Kuraşî el-Âmirî el-Medenî geçmektedir. İsminin Abdullah ya da Muhammed olduğu söylenmiş­tir. Bazen direk olarak büyük dedesine de nisbet edilmiştir. Muhaddisler bu zatı hadis uydurmak­la itham etmişlerdir. Nitekim Takrîbu’t-Tehzîb adlı eserde de bu böyle geçmektedir. İmam-ı Zehebî ise Mîzânu’l-itidâl adlı eserinde şöyle demektedir: ‘İmam-ı Buharî ve diğer muhaddisler bu zaün za­yıf olduğunu belirtmişlerdir. Ahmed b. Hanbel’in çocukları Abdullah ve Salih babalarından şöyle dediğini aktarmışlardır: ‘Bu zat hadis uydururdu.’ İmam-ı Nesâî de bu zatın metruk olduğunu ifade etmiştir.”8 Ayrıca Nasıruddîn el-Elbânî de bu hadi­sin çok zayıf ya da mevzu olduğunu söylemiştir.9

Görüldüğü gibi yukarıda geçen hadisin isna­dında Ibnu Ebî Sebra vardır ki bu zat, yukarıda getirdiğimiz nakillerden de anlaşıldığı üzere çok zayıf bir ravidir. Şimdi ise yukarıda getirdikleri­mize ek olarak bu ravinin kısa bir biyografisine ve hakkmdaki diğer cerh-ta’dil alimlerinin görüşleri­ne hep birlikte bakalım.

Ravi İbn Ebî Sebra’nın asıl Adı ve Nesebi:

Ebûbekir b. Abdullah b. Muhammed b. Ebû Sebra b. Ebû Ruhm b. Abdul-Uzzâ b. Ebû Kays b. Abdu Ved b. Nasr b. Malik b. Hisl b. Âmir b. Lüey b. Galib el-Kuraşî el-Âmirî es-Sebrî el-Medenî. Esas isminin Abdullah olduğu söylenmiştir. Hicri 162 (779 m.) yılında vefat etmiştir.

İbn Ebî Sebra Hakkmdaki Alimlerin Görüş­leri: Ahmed b. Hanbel bu ravinin insanlar arasın­da yalan konuştuğunu, ayrıca hadis de uydurdu­ğunu belirtirken, öte yandan Yahya b. Me’în bu ravinin rivayet ettiği hadislerin delil olarak ileri sürülemiyecek ve mütabi’ât-şevâhid babından da sayılamıyacak kadar zayıf olduğunu söylemiş­tir. Ali b. el-Medînî bu ravinin hadiste zayıf ol­duğunu, diğer bir keresinde de münkeru’l-hadis olduğunu ifade etmiştir. Cûzecânî ve Dârakutnî bu ravinin zayıf olduğunu söylemiş, Ya’kub b. Süfyan ise bu zatı, hadis rivayetinde kendisinden yüz çevirilmesi gereken raviler arasında zikret­miştir. İmam-ı Buharî bir keresinde bu ravinin za­yıf olduğunu, diğer bir defa da münkerul-hadis olduğunu beyan ederken, Nesâî ravinin metruk olduğunu söylemiş, İbn Adiy ise rivayet ettiği ha­dislerin genelinin münker olduğunu ve bu kişiyi hadis uyduran kimseler arasında değerlendirme­nin daha doğru olacağını ifade etmiştir. İbn Hib- bân bu ravinin güvenilir şahıslardan uydurma hadisler aktardığını, dolayısıyla getirdiği hadis­lerin delil olarak gösterilemeyeceğini ileri sürer­ken, Sâcî de ravinin aktardıkları arasında münker hadislerin bulunduğunu belirtmiştir. Ebû Ahmed el-Hâkim bu şahsın muhaddislerce kuvvetli sayıl­mayan bir ravi olduğunu söylemiş, Ebû Abdillâh el-Hâkim ise güvenilir şahıslardan uydurma ha­disler rivayet ettiğine dikkat çekmiştir.10

Adı geçen bütün alimlerin bu zat hakkmdaki görüşlerine dayanarak diyebiliriz ki: Bu hadis çok zayıf veya uydurma olup, Şa’bân-ı Şerif ayının on beşinci gününü oruçlu geçirmenin müstehab olması hususunda kendisinin delil olarak ileri sürülmesi ya da mütâbi/şahid olarak getirilmesi asla caiz değildir. Hadisin zayıf olduğuna dair alimlerden gelen nakillerin buna göre değerlen­dirilmesi, dolayısıyla başka rivayetlerle zayıflığı

kapanamayacak derecede aşırı zayıf bir hadis ol­duğuna dikkatleri celbetmek gerekir. Buna göre -muhaddislerce de bilindiği gibi- bu hadisle fa­ziletli ameller kategorisinde bile amel edip delil olarak getirmek caiz değildir.

Bu güne özel olarak değil de, Şa’bân-ı Şerif ayından herhangi bir günü ya da eyyâm-ı biyd’ı oruçlu geçirmek, veya tevafuk etmesi durumun­da pazartesi ya da perşembe günündeki sünnet orucu tutmak niyetiyle bir kimse bu günü oruçlu geçirecek olursa bunda herhangi bir sakınca ol­mayacağı gibi belki de kişi böyle yaparak sünneti yerine getirmiş olur. Zira bu gün tutulacak olan oruçta önemli olan asıl nokta niyettir. Nitekim bir hadis-i şerifte de şöyle geçmektedir: “Amel­ler sadece niyetlerle şer’i şerifin nazarında itibar edilmeye hak kazanır ve ancak bu şekilde bir so­nuç doğurur. Ve şüphesiz herkes sadece niyet edip kasdettiği amellerin karşılığını alacaktır.”11

 

Bu yazı 7 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

Cennet Fm

Gelen Mesajlar

Ezan Vakitleri

Facebookta bizi bulun